Kodlarla Dövüşen Adam:HF

Forum


    Bilgi Paylaşım Formu
    Sormak istediğniz herşeyi sorabilir, paylaşımda bulunabilirsiniz...

Hakkında


    Her yıl yapılan 'en iyi buğday' yarışmasını yine aynı çiftçi kazanmıştı. Çiftçiye bu işin sırrı soruldu...




Bir Hikaye: En iyi Buğday
Her yıl yapılan 'en iyi buğday' yarışmasını yine aynı çiftçi kazanmıştı. Çiftçiye bu işin sırrı soruldu. Çiftçi,

- "Benim sırrımın cevabı, kendi buğday tohumlarımı komşularımla paylaşmakta yatıyor" dedi.

Elinizdeki kaliteli tohumları rakiplerinizle mi paylaşıyorsunuz? Ama neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorsunuz? diye sorulduğunda, devamını oku...


Bilgi Paylaşımı grubumuza kayıt olun...
Grubu ziyaret et!
Hafta içi hergün bir adet komik, eğlenceli yada
ilginç video ve güncel full program sizlerle...

Tümünü Göster / Kapat




Big Dog Robot




Arap Köy
3D Wallpapers
Photoshopar
Komplo Var
Pazarlama©a
Uğra Buraya
FreGEN
Kuş ve Balık Evi
Hakan-Fan


ÖrneXiteler
Afilli Yalnızlık
Ali Web1
Bzmcty
Cixin Mekanı
İddaa Zamanı
İstanbul Rehberi
Orjinal Game
Sanalcity


HackeR FrienD

england2


< Geri Dön <

ON THE WAY TO ENGLAND : 2


    They arrived in Naples at ten o'clock on the third day of their journey. Mr. Miller found a taxi and with three other passengers they went to the old city of Pompeii. It was very interesting. When Ahmet began to tell the history of the city in English, the other tourists listened to him very carefully. A guide took them to the museum. They took a lot of pictures. Some small girls were selling books about Pompeii. They bought a book from a girl.
    They came back to Naples after half an hour. They bought a lot of souvenirs from the shops. Mr. Miller said, "Let's go back to the ship."
    The ship left Naples in the afternoon. After they passed Capri, the sea was bad.
    They arrived in Marseilles at five o'clock in the afternoon the next day. They went to the station by bus. The train for Paris left after half an hour. The next morning they passed the city of Lyons. They saw a lot of cities and small villages on the way to Paris. When they saw the villages and the farms, Ahmet and Zeynep remembered their farm in Turkey.
    The train arrived in Paris in the afternoon the next day. They took a taxi and went to a hotel at Montparnasse. Mr. Miller spoke a little French but the man at the hotel understood English very well.
    They had dinner at the restaurant of the hotel and they went to see the night life of Paris. They went to the Eiffel tower. They walked along the Riwer Seine. After walking an hour they sat at a cafe and had tea with milk.
    Mr. Miller said, "They say, "You work during the day but you live at night in Paris."
    "How long shall we stay in Paris? Ahmet asked.
    Mr. Miller smiled and said, "We'll stay for one day. Tomorrow morning we'll go to the Louvre Museum to see the paintings. Then we'll go to the Invalides and see Napoleon's tomb. We can walk to the Place de la Concorde and have lunch there. And then we can go to the Bois de  Boulogne. After that we'll see L'Eglise de Notre Dame at Chatelet. We'll come back to our hotel for dinner; and after dinner we'll go to see the casinos of Paris at Montmartre and Place Pigale."
    "It is going to be a very busy day." said Mrs. Miller. "I feel tired already."



İNGİLTERE YOLUNDA: 2


    Seyahatlerinin üçüncü gününde saat onda Napoliye vardılar. Mr. Miller bir taksi buldudiğer üç yolcu ile eski Pompei şehrine gittiler. O çok ilgi çekici (enteresan) idi. Ahmet şehrin tarihini İngilizce olarak anlatmaya başladığı zaman diğer turistler onu çok dikkatle dinlediler. Bir rehber onları müzeye götürdü. Birçok resimler çektiler. Birkaç küçük kız Pompei hakkında kitaplar satıyordu. Bir kızdan bir kitap aldılar.
    Yarım saat sonra Napoli'ye döndüler. Dükkanlardan birçok hediyelik (hatıra eşyası) aldılar. Mr. Miller, "Hadi gemiye dönelim." dedi.
    Gemi Napoli'yi öğleden sonra terk etti. Kapri'yi geçtikten sonra deniz fena idi.
    Marsilya'ya ertesi gün öğleden sonra saat beşte vardılar. İstasyona otobüsle gittiler. Paris treni yarım saat sonra ayrıldı. Ertesi sabah Lyon şehrini geçtiler. Paris yolunda birçok şehirler ve küçük köyler gördüler. Köyleri ve çiftlikleri gördükleri zaman Ahmet ve Zeynep Türkiye'deki çiftliklerini hatırladılar.
    Tren ertesi gün öğleden sonra Paris'e vardı. Bir taksiye bindiler (bir taksi aldılar) ve Montparnasse'da bir otele gittiler. Mr. Miller biraz Fransızca konuştu (konuşuyordu, biliyordu) fakat oteldeki adam İngilizceyi çok iyi anladı (anlıyordu).
    Otelin lokantasında akşam yemeği yediler ve Paris'in gece hayatını görmeye gittiler. Eyfel kulesine gittler. Sen nehri boyunca yürüdüler. Bir saat yürüdükten sonra bir kafe'de (hafif yemek, çay, kahve bulunan lokanta veya pastane) oturdular ve sütlü çay içtiler.
    Mr. Miller, " Paris'te gündüzün çalışırsınız fakat gece yaşarsınız." derler," dedi.
    Ahmet, "Paris'te ne kadar kalacağız?" diye sordu.
    Mr. Miller gülümsedi ve, "Bir gün kalacağız. Yarın sabah Luvr müzesine tabloları görmeye gideceğiz. Sonra Invalides'e gideceğiz ve Napolyonun mezarını göreceğiz. Pleace de la Concorde'a yürüyebiliriz ve orada öğle yemeği yiyebiliriz. Ve sonra Bois de Boulogne'a gidebiliriz. Bundan sonra Chatelet'de Notre Dame kilisesini göreceğiz. Akşam yemeği için otelimize döneceğiz, ve akşam yemeğinden sonra Montmartre'da ve Place Pigalle'da Paris'in gazinolarını görmeye gideceğiz." dedi.
    Mr. Miller, "Çok meşgul (hareketli) bir gün olacak." dedi. "Şimdiden yorgun hissediyorum."

< Geri Dön <





Bu site 1024x768 çözünürlük ve üzeri,
32 bit görüntü kalitesi ile
FF1, IE7 ve Google Chrome
tarayıcıları için optimize edilmiştir.
Alıntı olarak göstermek şartıyla
sitemizdeki tüm içeriği kullanabilirsiniz.




Etiketler: CSS|Wordpress|Joomla|HTML|JAVA|Tasarım|Photoshop|İngilizce|Google Adsense|Google Pagerank|Tekno Bilgi|Tekno Haber|Bilgi Paylaşımı|


Zulüm, başkasına ait olanları sahiplenmektir ve Allah zulmedenlerin yanında değildir!





=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=