Kodlarla Dövüşen Adam:HF

Forum


    Bilgi Paylaşım Formu
    Sormak istediğniz herşeyi sorabilir, paylaşımda bulunabilirsiniz...

Hakkında


    Her yıl yapılan 'en iyi buğday' yarışmasını yine aynı çiftçi kazanmıştı. Çiftçiye bu işin sırrı soruldu...




Bir Hikaye: En iyi Buğday
Her yıl yapılan 'en iyi buğday' yarışmasını yine aynı çiftçi kazanmıştı. Çiftçiye bu işin sırrı soruldu. Çiftçi,

- "Benim sırrımın cevabı, kendi buğday tohumlarımı komşularımla paylaşmakta yatıyor" dedi.

Elinizdeki kaliteli tohumları rakiplerinizle mi paylaşıyorsunuz? Ama neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorsunuz? diye sorulduğunda, devamını oku...


Bilgi Paylaşımı grubumuza kayıt olun...
Grubu ziyaret et!
Hafta içi hergün bir adet komik, eğlenceli yada
ilginç video ve güncel full program sizlerle...

Tümünü Göster / Kapat




Big Dog Robot




Arap Köy
3D Wallpapers
Photoshopar
Komplo Var
Pazarlama©a
Uğra Buraya
FreGEN
Kuş ve Balık Evi
Hakan-Fan


ÖrneXiteler
Afilli Yalnızlık
Ali Web1
Bzmcty
Cixin Mekanı
İddaa Zamanı
İstanbul Rehberi
Orjinal Game
Sanalcity


HackeR FrienD

istanbul2

< Geri Dön <

AHMET AND ZEYNEP TAKE MARY AROUND İSTANBUL


    "Where are we going today?" asked Mary, when they were having breakfast on the balcony.
    Ahmed said, "I'll go to the passport office to get our passports. You can go to the Topkapı museum with Zeynep after lunch, and I can meet you there at two o'clock."
    "What is the meaning of "topkapı" in Turkish?" Mary asked. "Is it the ball door?"
    "No," answered Zeynep. "Top means heavy gun, too, in Turkish. They put the heavy  guns at the gate in the walls, I think."
    "What is the name of that small building on a small island?"
    "That is Kızkulesi."
    "But why do they call it Kızkulesi?"
    Ahmet answered this time, "In the past they put girls as naughty as Zeynep there."
    "I liked Kızkulesi very much." Said Mary. "Can we go there?"
    "No," said Ahmet.
    At two o'clock in the afternoon they met at the Topkapı museum and a guide took them around the museum with the other tourists. They liked the museum very much. The guide told them very interesting  stories. They spent two hours at the museum.
    After that they went to the Gülhane Park again and had tea at the seaside. After this Ahmed said, "Now we are going to the Covered Market."
    Mary liked the Covered Market very much. They spent a lot of time watching the dresses, vases and other things. They bought pipes, vases, towels and some other small things.
    When they came out of the Covered Market it was six o'clock.
    Mary said, "I have a lot of friends in England. I am going to give these to my friends."
    "Have you seen Beyazıt Square?" Ahmet asked Mary.
    "No, I haven't seen it. And I haven't seen the University of Istanbul."
    After the Convered Market they went to Beyazıt Square and they bought some food for the pigeons there. They sat under the very big tree, and when the girls were drinking tea Ahmet went and bought three simits.
    "You haven't eaten simit Mary. This is our favourite food for breakfast. We eat simit with tea at five o'clock, too."


AHMET VE ZEYNEP MARY'Yİ İSTANBUL'DA DOLAŞTIRIRLAR


    Balkonda kahvaltı ederlerken Mary, "Bugün nereye gidiyoruz?" diye sordu.
    Ahmet, "Pasaport dairesine pasaportlarımızı almaya gideceğim. Öğle yemeğinden sonra Zeynep'le Topkapı müzesine gidebilirsiniz. Sizinle saat ikide orada buluşabilirim." dedi.
    Mary, "Türkçede "topkapı" nın anlamı nedir?" diye sordu. "O top (oyun oynanan) kapı mıdır?"
    Zeynep, "Hayır," diye cevap verdi. "Top Türkçede  ağır silah anlamındadır da (anlamını da verir). Zannederim ağır silahları duvarlardaki bu kapıya koydular."
    "Küçük bir ada üstündeki şu küçük binanın adı nedir?"
    "O Kızkulesidir."
    "Fakat ona niçin Kızkulesi derler? (Niçin kızkulesi diye isimlendirirler?)"
    Bu sefer Ahmet cevap verdi. "Geçmişte, Zeynep kadar yaramaz kızları oraya koydular."
    Mary, "Kızkulesini çok sevdim." dedi.  "Oraya gidebilir miyiz?"
    Ahmet, "Hayır," dedi.
    Öğleden sonra saat ikide Topkapı müzesinde buluştular ve bir rehber diğer turistlerle onları müzede dolaştırdı. Müzeyi çok beğendiler. Rehber onlara çok enteresan hikayeler anlattı. Müzede iki saat harcadılar. (geçirdiler)
    Bundan sonra tekrar Gülhane parkına gittiler ve deniz kenarında çay içtiler. Bundan sonra Ahmet, "Şimdi Kapalıçarşı'ya gidiyoruz." Dedi.
    Mary Kapalıçarşı'yı çok beğendi. Elbiseleri, vazoları ve diğer şeyleri seyrederek çok vakit harcadılar. Pipolar, vazolar, havlular ve diğer küçük şeyler aldılar.
    Kapalıçarşı'dan çıktıkları zaman saat altıydı.
    Mary, "İngiltere'de birçok arkadaşlarım var. Bunları arkadaşlarıma vereceğim dedi.
    Ahmet Mary'ye, "Beyazıt meydanını gördün mü ? (Beyazıt meydanını biliyor musun?)" diye sordu.
    "Hayır, onu görmedim. İstanbul Üniversitesini de görmedim."
    Kapalıçarşı'dan sonra Beyazıt meydanına  gittiler ve orada güvercinler için biraz yiyecek aldılar. Çok büyük ağacın altında oturdular ve kızlar çay içerken Ahmet gitti ve üç simit aldı.
    "Sen simit yemedin Mary. Kahvaltı için bu bizim en çok beğendiğimiz yiyecektir. Saat beşte çayla simit de yeriz."

< Geri Dön <





Bu site 1024x768 çözünürlük ve üzeri,
32 bit görüntü kalitesi ile
FF1, IE7 ve Google Chrome
tarayıcıları için optimize edilmiştir.
Alıntı olarak göstermek şartıyla
sitemizdeki tüm içeriği kullanabilirsiniz.




Etiketler: CSS|Wordpress|Joomla|HTML|JAVA|Tasarım|Photoshop|İngilizce|Google Adsense|Google Pagerank|Tekno Bilgi|Tekno Haber|Bilgi Paylaşımı|


Zulüm, başkasına ait olanları sahiplenmektir ve Allah zulmedenlerin yanında değildir!





=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=