Kodlarla Dövüşen Adam:HF

Forum


    Bilgi Paylaşım Formu
    Sormak istediğniz herşeyi sorabilir, paylaşımda bulunabilirsiniz...

Hakkında


    Her yıl yapılan 'en iyi buğday' yarışmasını yine aynı çiftçi kazanmıştı. Çiftçiye bu işin sırrı soruldu...




Bir Hikaye: En iyi Buğday
Her yıl yapılan 'en iyi buğday' yarışmasını yine aynı çiftçi kazanmıştı. Çiftçiye bu işin sırrı soruldu. Çiftçi,

- "Benim sırrımın cevabı, kendi buğday tohumlarımı komşularımla paylaşmakta yatıyor" dedi.

Elinizdeki kaliteli tohumları rakiplerinizle mi paylaşıyorsunuz? Ama neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorsunuz? diye sorulduğunda, devamını oku...


Bilgi Paylaşımı grubumuza kayıt olun...
Grubu ziyaret et!
Hafta içi hergün bir adet komik, eğlenceli yada
ilginç video ve güncel full program sizlerle...

Tümünü Göster / Kapat




Big Dog Robot




Arap Köy
3D Wallpapers
Photoshopar
Komplo Var
Pazarlama©a
Uğra Buraya
FreGEN
Kuş ve Balık Evi
Hakan-Fan


ÖrneXiteler
Afilli Yalnızlık
Ali Web1
Bzmcty
Cixin Mekanı
İddaa Zamanı
İstanbul Rehberi
Orjinal Game
Sanalcity


HackeR FrienD

shopping1

< Geri Dön <

MARY GOES SHOPPING ALONE


One morning after breakfast Mary said, "Mr. Çelikel, I want to go shopping alone. I'll try my Turkish."
Hasan Bey smiled, "Recep can take you to the town, but can you come back alone?"
"Of course, I can. But I want to go alone."
"You can go to Zeynep's school after shopping and come back with her."
"No, no!" Mary said. "I want to go and come back alone."
Hasan Bey laughed and said, "All right, Mary. Have you enough money on you?"
"Yes," Mary  answered. "I have 400 liras, thank you very much."
So Mary went to the town by bus. First she went to the post office and said, "Bir pul lütfen. Elli kuruş."
The man smiled andgave her a fifty kuruş stamp. Mary put the stamp on the envolope and put the envelope into the letter box.
She bought a lot of postcards from a shop near the post office. After this she went into a shop with men's and women's things in the window. The shopkeeper was a young man. When he saw Mary, he said in English, "Come in, Miss. What can I do for you?"
"Oh, you speak English." Mary said sadly. "Everybody in Turkey speaks English. When shall I find a chance to speak Turkish in this country?"
The young man smiled and said, "You are unlucky today. When you come to our shop next time you'll find my father. He doesn't know a word of English. You can talk Turkish with him."
Mary bought a pipe for Hasan Bey, a beautiful scarf for Fatma Hanım, a blue shirt and a tie for Ahmet, a lovely blouse for Zeynep. She bought a skirt and a pair of socks. The shopkeeper made two big packets for her. Mary thanked him and went back to the farm by bus.
When Hasan Bey saw her, he said, "Mary! How was your shopping?"
Mary was sad. She said, "Everyone can speak English in this country. I hadn't a chance to talk in Turkish."
 

MARY    ALIŞVERİŞE    YANLIZ    GİDİYOR


Bir   sabah   kahvaltıdan   sonra   Mary , "Bay  Çelikel, alışverişe   yanlız   gitmek  istiyorum. Tükçemi  deneyeceğim." dedi.
Hasan  Bey  gülümsedi, "Recep  seni  şehre  götürebilir, fakat  geriye  yanlız  dönebilir  misin?"
       “Şüpesiz, dönebilirim. Fakat  yanlız  gitmek  istiyorum."
     "Alışverişten  sonra  Zeynep’in  okuluna  gidebilir  ve onunla dönebilirsin."
    Mary, "Hayır, hayır!"  dedi. "Yanlız  gitmek  ve  dönmek  istiyorum."
     Hasan  Bey  güldü  ve  "Pekala  Mary. Üzerinde  kafi  paran  var  mı?" dedi.
    Mary, "Evet," diye  cevap  verdi. "400   liram  var. Çok  teşekkür  ederim."
    Böylece  Mary   otobüsle  şehre  gitti. Önce  postaneye  gitti ve  "Bir  pul   lütfen. Elli  kuruş."  dedi.
    Adam   gülümsedi  ve  ona  elli  kuruşluk  bir  pul  verdi. Mary  pulu  zarfın  üstüne  koydu  ve  zarfı  mektup  kutusuna  koydu.
    Postane  yanındaki  bir  dükkândan  birçok  kartpostal  aldı. Bundan  sonra  vitrininde  erkek  ve  kadın  eşyaları (şeyleri) olan  bir   dükkâna  girdi. Dükkâncı  genç  bir  adamdı. Mary’yi  gördüğü  zaman  ingilizce  olarak  “Buyrun  bayan. Sizin  için  ne  yapabilirim?” dedi.
     Mary  üzgün  bir  şekilde, "Ooo...ingilizce  konuşuyorsunuz.” dedi. “Türkiye’de  herkes  İngilizce  konuşuyor. Bu  memlekette  Türkçe  konuşmaya   ne  zaman  fırsat  bulacağım?”
    Genç  adam  gülümsedi  ve “Bugün  şansızsınız. Gelecek  sefer  dükkânımıza  geldiğiniz  zaman  babamı  bulacaksınız. O bir  tek  İngilizce  kelime  bilmez. Onunla  Türkçe  konuşabilirsiniz.” dedi.
    Mary, Hasan  Bey  için  bir  pipo, Fatma  Hanım  için  güzel  bir  eşarp,  Ahmet  için mavi bir gömlek ve bir kravat, Zeynep için hoş bir bluz aldı. Bir etek ve bir çift çorap aldı. Dükkancı onun için iki büyük paket yaptı. Mary ona teşekkür etti ve otobüsle çiftliğe döndü.
    Hasan Bey onu gördüğü zaman, "Mary! Alışverişin nasıldı?" dedi.
    Mary üzgündü. "Bu memlekette herkes İngilizce konuşabilir. Türkçe konuşmaya bir fırsatım olmadı." dedi.

< Geri Dön <





Bu site 1024x768 çözünürlük ve üzeri,
32 bit görüntü kalitesi ile
FF1, IE7 ve Google Chrome
tarayıcıları için optimize edilmiştir.
Alıntı olarak göstermek şartıyla
sitemizdeki tüm içeriği kullanabilirsiniz.




Etiketler: CSS|Wordpress|Joomla|HTML|JAVA|Tasarım|Photoshop|İngilizce|Google Adsense|Google Pagerank|Tekno Bilgi|Tekno Haber|Bilgi Paylaşımı|


Zulüm, başkasına ait olanları sahiplenmektir ve Allah zulmedenlerin yanında değildir!





=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=